Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.03.2026 tarihli ve 2026/908 Esas, 2026/2771 Karar sayılı kararı, işçiye yapılan hatalı ödemelerin geri istenmesi bakımından dikkat çekici bir değerlendirme ortaya koymuştur. Kararda, borç olmadığı hâlde yapılan ve işverenin hesaplama hatasından kaynaklanan ödemenin, şartları oluştuğunda Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri kapsamında geri istenebileceği kabul edilmiştir.
Bu yazıda; işçiye fazla ödeme yapılması durumunda uygulanabilecek hukuki çerçeveyi, Yargıtay kararının olayını, bordro açısından yapılması gereken kontrolleri, örnek bir fazla ödeme hesaplamasını ve işverenlerin bu tür hataları önlemek için alabileceği tedbirleri ele alıyoruz.
İşçiye Yanlışlıkla Fazla Ödeme Yapılırsa Ne Olur?
Bordro hesaplamaları; ücret, prim, ikramiye, fazla çalışma, sosyal yardımlar, vergi, SGK primi, teşvikler ve çeşitli istisnaların aynı hesaplama içerisinde değerlendirilmesini gerektiren teknik bir süreçtir.
Bu nedenle bordroda;
- çalışanın ücretinin yanlış girilmesi,
- prim veya ikramiyenin mükerrer hesaplanması,
- fazla çalışma saatlerinin yanlış aktarılması,
- aynı ödemenin iki kez yapılması
gibi nedenlerle çalışana hak ettiğinden daha yüksek bir ödeme yapılabilir.
Burada temel soru, “İşveren kendi hatası nedeniyle fazla ödeme yaptıysa bu para işçide kalır mı?” sorusudur.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında, somut olay bakımından bu soruya işveren lehine önemli bir yaklaşım getirilmiştir.
İşçiye Fazla Ödeme Yapılması Sebepsiz Zenginleşme Sayılır mı?
Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesinde, haklı bir sebep olmaksızın başka bir kişinin malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişinin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmektedir.
Kanunun 78. maddesi ise borçlanılmamış bir edimin yerine getirilmesini ayrıca düzenler. Buna göre kişi, borçlu olmadığı bir edimi kendi isteğiyle yerine getirmişse, kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığını ispat ettiği durumda ödediğini geri isteyebilir.
Bordro açısından değerlendirildiğinde bunun karşılığı oldukça açıktır:
İşçiye hak ettiği ücretin üzerinde bir ödeme yapılmış ve bu ödeme işverenin hesaplama hatasından kaynaklanmışsa, şartları oluştuğunda fazla ödemenin geri istenmesi gündeme gelebilir.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Her fazla ödeme otomatik olarak aynı hukuki sonuca bağlanmaz. Ödemenin neden yapıldığı, işverenin hatasının bulunup bulunmadığı, ödemenin gerçekten hak edilmeyen bir tutar olup olmadığı, işçinin ödeme sırasında ve sonrasında hangi durumda olduğu ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden Önemli Karar
Konuyla ilgili güncel kararlardan biri Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30 Mart 2026 tarihli kararıdır.
Esas No: 2026/908
Karar No: 2026/2771
Karar Tarihi: 30.03.2026
Uyuşmazlıkta, bir işçi daha önce işverene karşı alacak davası açmıştır. İlk aşamada işçi lehine karar verilmiş; ancak kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından dava reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Daha sonra kesinleşen dosyadaki bilirkişi raporunda, ilgili işçiye belirli dönemlerde fazladan ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.
İşveren durumun tespit edilmesinin ardından fazla ödenen tutarın iadesini istemiş, ancak işçi bu tutarı ödememiştir. Bunun üzerine fazla ödemenin tahsili amacıyla dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Ne Dedi?
İlk derece mahkemesi, 01.01.2005 ile 19.12.2008 arasındaki dönemi incelemiş ve aynı ücretle çalışan diğer işçilere de benzer oranlarda ücret artışları uygulandığını değerlendirmiştir.
Bu nedenle kurumun fazla ödenen tutarı talep etme hakkının bulunmadığı sonucuna ulaşarak davayı reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Nasıl Değerlendirdi?
Bölge Adliye Mahkemesi de işverenin kendi hesaplamasıyla işçide bir güven oluşturduğu, işçinin ödemeyi hak ettiği düşüncesiyle iyi niyetli olarak kabul ettiği ve işçinin ekonomik ve sosyal açıdan daha zayıf konumda olduğu değerlendirmesini yapmıştır.
Bu gerekçelerle, güvenin korunması ve hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda fazla ödemenin geri istenmesinin doğru olmayacağı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Ne Dedi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise bu yaklaşımı kabul etmemiştir.
Daire, uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında fazla ödenen tutarın tahsili ile ilgili olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay değerlendirmesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesine karşılık gelen eski Borçlar Kanunu'nun 62. maddesi kapsamında, borç olmadığı hâlde yapılan ödemenin, ödeme yapan kişinin yanılgıya düştüğünü ispatlaması hâlinde geri istenebileceği vurgulanmıştır.
Daire ayrıca, yapılan ödemenin bir bağışlama amacı taşımadığına dikkat çekmiştir. Başka bir ifadeyle, tahakkuk işlemini yapan görevli hata yapmasaydı söz konusu ödemenin gerçekleşmeyeceği kabul edilmiştir.
Yargıtay, daha önceki Hukuk Genel Kurulu içtihadına da atıf yaparak herhangi bir hukuki sebebe dayanmayan salt hatalı ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri istenebileceğini belirtmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, fazla ödemenin belirlenmiş olduğu dosyada bu tutarın hüküm altına alınması gerektiği kanaatine varmış; Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
Kararın Bordro Yönetimi Açısından Önemi
Bu kararın bordro profesyonelleri ve işverenler açısından en önemli tarafı, bordro hatasının sonuçsuz kalacağı şeklindeki genel bir yaklaşımın doğru olmadığını göstermesidir.
Bir işçiye yanlışlıkla 5.000 TL, 10.000 TL veya daha yüksek bir tutarda fazla ödeme yapılması durumunda, işverenin bu tutarı hiçbir şekilde geri isteyemeyeceğini söylemek doğru değildir.
Ancak bunun tersi de doğru değildir.
Yani;
“İşveren hata yaptı, o hâlde istediği zaman sonraki ayın maaşından istediği kadar kesebilir.”
şeklinde bir uygulama da doğru bir bordro ve hukuk yönetimi yaklaşımı değildir.
Fazla ödemenin tespit edilmesi ile bu tutarın çalışanın ücretinden tek taraflı olarak mahsup edilmesi birbirinden farklı konulardır.
İşveren Fazla Ödemeyi İşçinin Maaşından Kesebilir mi?
Bu konu özellikle dikkatli ele alınmalıdır.
İşçiye fazla ödeme yapılması ile işverenin bu tutarı tek taraflı olarak sonraki maaştan kesmesi aynı şey değildir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 37. maddesi, işverenin işçiye ücret hesabını gösteren bir hesap pusulası vermesini ve ücretteki ekleme ve kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesini öngörmektedir.
Ayrıca İş Kanunu'nun 35. maddesinde işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle işverenin, fazla ödemeyi tespit ettiği anda herhangi bir hukuki değerlendirme yapmadan çalışanın gelecek ayki ücretinin tamamına veya önemli bir bölümüne mahsup etmesi riskli bir uygulamadır.
Burada fazla ödemenin iadesi için doğan alacak ile işçinin ücretinin korunmasına ilişkin kuralların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle çalışanın açık rızası, mahsup işleminin niteliği, ücretin korunmasına ilişkin hükümler ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle işveren açısından en sağlıklı yöntem, fazla ödemeyi öncelikle yazılı olarak tespit etmek, hesaplamayı belgelemek, çalışana bildirmek ve iade/mahsup yöntemini somut olay bakımından hukuken değerlendirmektir.
İşçinin İyi Niyetli Olması Fazla Ödemeyi Geri Vermesini Engeller mi?
Yargıtay kararının en dikkat çekici noktalarından biri de budur.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin iyi niyetli olduğunu ve işverenin kendi hesaplamasıyla işçide bir güven oluşturduğunu değerlendirmiştir.
Ancak Yargıtay, salt bu gerekçeyle fazla ödemenin geri istenemeyeceği sonucuna varmamıştır.
Bununla birlikte, Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerinde zenginleşenin iyi niyeti ve zenginleşmenin elden çıkarılması bakımından ayrıca kurallar bulunmaktadır.
TBK'nın 79. maddesinde, zenginleşenin geri verme yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiş; iyi niyetli olmayan veya ileride geri verme ihtimalini hesaba katması gereken kişinin zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olabileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla fazla ödeme dosyalarında “işçi iyi niyetliydi” veya “işçi kötü niyetliydi” şeklindeki tek bir değerlendirme yerine, somut olayın bütün koşullarının incelenmesi gerekir.
HRD Danışmanlık ile Uçtan Uca Bordro ve İK Yönetimi
Bordro hataları yalnızca ücret hesaplama hatalarından oluşmaz. İşletmelerin bordro süreçleri; iş hukuku, SGK mevzuatı, teşvikler, personel özlük süreçleri ve insan kaynakları uygulamalarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
HRD Danışmanlık bu kapsamda şirketlere farklı başlıklarda danışmanlık ve operasyon desteği sunmaktadır.
Bordro Outsource
Şirketlerin bordro süreçlerinin dış kaynak modeliyle yürütülmesi; ücret hesaplamaları, puantaj, yasal bildirimler, SGK süreçleri ve raporlamaların uzman ekip tarafından yönetilmesini kapsar.
Ar-Ge ve Teknopark Bordrolama
Ar-Ge merkezleri ve Teknopark firmalarına yönelik özel bordro süreçlerinde personel bazlı teşvik, istisna ve SGK uygulamalarının bordroya doğru şekilde yansıtılması hedeflenir.
Ar-Ge ve Teknopark Danışmanlığı
Ar-Ge merkezi ve Teknopark yapılanmasının kurulması, süreçlerin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi ve işletmenin ilgili destek ve avantajlardan doğru şekilde yararlanabilmesi için danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır.
Teşvik Danışmanlığı
SGK teşvikleri, Ar-Ge teşvikleri ve diğer ilgili teşvik uygulamalarının incelenmesi; uygunluk, hesaplama ve raporlama süreçlerinin değerlendirilmesi bordro yönetiminin önemli parçalarından biridir.
İş ve SGK Hukuku Danışmanlığı
İş sözleşmeleri, çalışma süreleri, fesih süreçleri, SGK uygulamaları ve işverenlerin çalışma hayatındaki hukuki yükümlülükleri konusunda danışmanlık desteği sağlanmaktadır.
Dijital Bordro ve İK Çözümleri
Bordro ve insan kaynakları süreçlerinin dijital ortamda takip edilmesi, veri kontrolünün kolaylaştırılması ve operasyonların tek bir yapı üzerinden yönetilmesi amacıyla dijital çözümler de kullanılmaktadır.
İşverenler Fazla Ödeme Tespit Ettiğinde Ne Yapmalı?
Bir işveren çalışana fazla ödeme yaptığını fark ettiğinde öncelikle panik yapmadan süreci kayıt altına almalıdır.
Önerilen temel işlem sıralaması şöyledir:
1. Hatanın kaynağı belirlenmeli.
Hatanın hangi bordro döneminde ve hangi bordro kaleminde oluştuğu tespit edilmelidir.
2. Doğru bordro yeniden hesaplanmalı.
Çalışanın gerçekten hak ettiği ücret belirlenmelidir.
3. Fazla ödeme tutarı hesaplanmalı.
Hatalı bordro ile doğru bordro arasındaki fark ortaya konulmalıdır.
4. Vergi ve SGK etkileri incelenmeli.
Fazla ödemenin yasal bildirimlere etkisi değerlendirilmelidir.
5. Çalışana yazılı bildirim yapılmalı.
Fazla ödemenin nedeni, tutarı ve iade talebi açık ve belgeli şekilde ortaya konulmalıdır.
6. İade veya mahsup yöntemi ayrıca değerlendirilmelidir.
İşçinin ücretinden yapılacak kesintiler konusunda İş Kanunu ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.
7. Gerekirse hukuki süreç başlatılmalıdır.
Çalışanın iade yapmaması hâlinde, işverenin alacağının hangi hukuki yolla talep edileceği değerlendirilmelidir.
Bu Yargıtay Kararı Her Fazla Ödemede Otomatik Olarak Uygulanır mı?
Hayır.
Bu noktanın özellikle altını çizmek gerekir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2026/908 Esas, 2026/2771 Karar sayılı kararı, somut bir uyuşmazlık üzerinden verilmiştir. Kararın olayında daha önce görülmüş ve kesinleşmiş bir alacak davası ile o dosyada bulunan bilirkişi raporuyla tespit edilmiş fazla ödeme de bulunmaktadır.
Dolayısıyla karar, “işveren ne kadar fazla ödeme yaptığını iddia ederse işçi o tutarı mutlaka geri öder” şeklinde anlaşılmamalıdır.
Her olay kendi koşulları içerisinde incelenmelidir.
Özellikle özel sektör işverenleri açısından kararın sebepsiz zenginleşme ve hatalı ödeme konusundaki yaklaşımı yol gösterici olmakla birlikte, somut olayın tüm hukuki şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: Bordro Hatası Küçük Görünse de Sonucu Büyük Olabilir
İşçiye yanlışlıkla yapılan fazla ödeme, bordro operasyonunda basit bir hesaplama hatası gibi görünse de hukuki, mali ve muhasebesel sonuçlar doğurabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.03.2026 tarihli kararı, işveren tarafından herhangi bir hukuki sebebe dayanmaksızın yapılan hatalı ödemelerin, şartları oluştuğunda sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri istenebileceğini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ancak fazla ödemenin tespiti ile çalışanın ücretinden tek taraflı kesinti yapılması birbirinden farklı değerlendirilmesi gereken konulardır. Bu nedenle işverenlerin fazla ödeme tespit edildiğinde doğru bordro hesabını oluşturması, fark tutarını belgelendirmesi, SGK ve vergi etkilerini değerlendirmesi ve iade sürecini hukuka uygun şekilde yürütmesi gerekir.
Olay Özeti
Uyuşmazlıkta işçi daha önce işverene karşı fark alacak davası açmış, ilk aşamada kabul edilen dava Yargıtay bozması sonrasında reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kesinleşen dosyada bulunan bilirkişi raporunda işçiye fazla ödeme yapıldığı belirlenmiştir. İşveren, fazla ödenen tutarın iadesini istemiş ancak ödeme yapılmayınca dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin iyi niyetli olduğu ve işverenin kendi hesaplamasıyla güven oluşturduğu gerekçeleriyle işverenin talebini reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesindeki düzenleme ve önceki Hukuk Genel Kurulu içtihadı doğrultusunda, salt hatalı ödemenin sebepsiz zenginleşme kapsamında geri istenebileceğini değerlendirerek kararları bozmuştur.
Kısa Değerlendirme
Bordroda yapılan bir hata yalnızca çalışanın hesabına fazla para yatırılması anlamına gelmez; aynı zamanda SGK, vergi, teşvik, muhasebe ve iş hukuku süreçlerini de etkileyebilir. Bu nedenle özellikle çok çalışanlı işletmelerde bordro süreçlerinin düzenli kontrol, mutabakat ve uzman desteğiyle yürütülmesi önem taşır. HRD Danışmanlık; bordro outsource, Ar-Ge ve Teknopark bordrolama, Ar-Ge ve Teknopark danışmanlığı, teşvik danışmanlığı, İş ve SGK Hukuku danışmanlığı ve dijital bordro/İK çözümleriyle işletmelerin bordro ve insan kaynakları süreçlerini uçtan uca yönetmelerine destek olmaktadır.
Yargıtay Karar Künyesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2026/908
Karar No: 2026/2771
Karar Tarihi: 30.03.2026
Konu: İşçiye yanlışlıkla yapılan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri istenmesi
İlgili Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77 ve m. 78
Atıf Yapılan İçtihat: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.12.1984, E. 1982/13-387, K. 1984/997.