İş Müfettişi Raporlarında “Tam Metin Tebliğ” Zorunluluğu
İş hukuku uygulamalarında işverenleri yakından ilgilendiren önemli bir Yargıtay kararı kamuoyuna yansıdı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 25 Haziran 2025 tarihli ve E.2025/3396, K.2025/5393 sayılı kararıyla, iş müfettişi raporlarına itiraz süresinin hangi koşullarda başlayacağını açık ve bağlayıcı şekilde ortaya koydu.Bu karar, özellikle fazla mesai, dinlenme süreleri ve işçilik alacakları nedeniyle düzenlenen müfettiş raporlarına karşı işverenlerin savunma hakkını doğrudan ilgilendiriyor.
Bu karar, özellikle fazla mesai, dinlenme süreleri ve işçilik alacakları nedeniyle düzenlenen müfettiş raporlarına karşı işverenlerin savunma hakkını doğrudan ilgilendiriyor.
Kararın Çıkış Noktası: Süre Ne Zaman Başlar?
Somut olayda iş müfettişi tarafından yapılan denetimde;
- Haftalık 45 saatin üzerinde çalışma yapıldığı,
- Günlük 11 saati aşan çalışmalar bulunduğu,
- Kesintisiz 12 saatlik dinlenme süresine uyulmadığı,
- Fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiği
yönünde tespitler yapılmış ve buna ilişkin inceleme raporu düzenlenmiştir.
İşveren, rapora karşı iptal davası açmış; ancak ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, davanın 30 günlük hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Uyuşmazlık tam olarak şu noktada yoğunlaşmıştır:
İş müfettişi raporunun yalnızca “sonuç ve kanaat” bölümünün tebliği, itiraz süresini başlatır mı?
Yargıtay’ın Net Yaklaşımı: Hayır, Başlatmaz
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, alt mahkemelerin yaklaşımını hukuka aykırı bularak kararları bozmuştur.
Kararda özetle şu tespitlere yer verilmiştir:
İş Kanunu’nun 92. maddesinde öngörülen 30 günlük itiraz süresi,
iş müfettişi raporunun işçilik alacaklarına ilişkin kısımlarına yöneliktir.
Ancak bu itirazın etkili şekilde yapılabilmesi,
raporun tamamının işverene tebliğ edilmesine bağlıdır.
Sadece “sonuç ve kanaat” bölümünün tebliği;
rapora dayanak teşkil eden tutanaklar, deliller ve hesaplamalar içermediğinden,
savunma hakkının kullanılmasını imkânsız hâle getirir.
Bu nedenle Yargıtay, raporun bütün hâlinde tebliğ edilmediği durumlarda itiraz süresinin başlamayacağını açıkça hüküm altına almıştır.
Anayasal Boyut: Hak Arama Hürriyeti
Kararda dikkat çeken bir diğer önemli unsur ise Anayasa’nın 36. maddesine yapılan vurgudur.
Yargıtay’a göre;
İşverenin, kendisine yöneltilen tespitlerin hangi delillere ve hesaplamalara dayandığını bilmeden dava açmasının beklenmesi,
Hak arama hürriyetinin ve savunma hakkının ihlali anlamına gelir.
Bu yönüyle karar, yalnızca usule ilişkin değil; anayasal güvenceleri güçlendiren bir içtihat niteliği taşımaktadır.
İşverenler Açısından Kararın Pratik Sonuçları
Bu karar sonrası uygulamada şu hususlar özellikle önem kazanmıştır:
- İş müfettişi raporunun yalnızca sonuç kısmı tebliğ edildiyse,
- 30 günlük hak düşürücü süre başlamaz.
- İşverenler, raporun tam metnini (tutanaklar, hesaplamalar, deliller dahil) talep etmelidir.
- Tam metin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili iş mahkemesinde dava açılmalıdır.
- Eksik tebliğ durumunda açılan davalar, süre yönünden reddedilemez.
Bu yaklaşım, işverenlerin müfettiş raporlarına karşı daha güçlü ve bilinçli bir savunma yapabilmesinin önünü açmaktadır.
Sonuç: İş Hukukunda Dengeleri Etkileyecek Bir İçtihat
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, iş müfettişi raporlarına itiraz sürecini yeniden tanımlayan ve uygulamaya yön veren nitelikte bir içtihattır.
Hem işverenler hem de insan kaynakları ve bordro yöneticileri açısından;
- Tebliğ usulü,
- Süre hesaplaması,
- Savunma stratejileri
konularında daha dikkatli ve sistematik bir yaklaşım zorunlu hâle gelmiştir.
HRD Danışmanlık’tan Not
HRD Danışmanlık, iş müfettişi denetimleri, idari yaptırımlar, bordro süreçleri ve iş hukuku risk analizleri konusunda firmalara uçtan uca danışmanlık sunmaktadır.
Denetim öncesi hazırlık, müfettiş raporu değerlendirme ve itiraz süreçlerinde kurumsal, mevzuata uygun ve stratejik destek almak için HRD Danışmanlık uzmanlığıyla yanınızdadır.
www.hrddanismanlik.com