İşveren Markasında Sessizlik Riski: Çalışanlar Neden Şirket Hakkında Hiçbir Şey Paylaşmıyor?
İşveren markası dediğimizde, çoğu kişinin aklına; kariyer sayfaları ve sosyal medya çalışmaları gelmektedir. Unutulmaması gereken bir konu vardır ki; güçlü bir işveren markası çalışanların gönüllü olarak konuşma istekleridir. Birçok şirket çalışanlarını ‘’marka elçisi’’ yapabilmek için teşvik ediyor. Yine de çalışanların büyük bir kısmı şirket hakkında hiç paylaşım yapmıyor. Bu durum, sadece sosyal medyada görünür olmaktan bir adım geride durmak değil, aynı zamanda kurum kültürünün bir yansıması.
İşveren markası dediğimizde, çoğu kişinin aklına; kariyer sayfaları ve sosyal medya çalışmaları gelmektedir. Unutulmaması gereken bir konu vardır ki; güçlü bir işveren markası çalışanların gönüllü olarak konuşma istekleridir.
Birçok şirket çalışanlarını ‘’marka elçisi’’ yapabilmek için teşvik ediyor. Yine de çalışanların büyük bir kısmı şirket hakkında hiç paylaşım yapmıyor. Bu durum, sadece sosyal medyada görünür olmaktan bir adım geride durmak değil, aynı zamanda kurum kültürünün bir yansıması.
Çalışanlar Neden Sessiz Kalmayı Tercih Ediyor?
Öncelikle çalışanın sosyal medya hesabında şirketiyle ilgili paylaşım yapmaması direkt ‘’memnuniyetsizlik’’ çıktısını elde ettirmez. Çalışan iş yaşamını ve özel yaşamını birbirinden ayırmak istiyor olabilir.
Diğer bir nedeni ise; paylaşım yaptığında bu paylaşımın yöneticileri/yönetim tarafından görülecek olmasının oluşturduğu güvensizliktir. Bu psikolojik güvensizlikten dolayı paylaşım yapmaktan kaçınabilirler.
Yukarıda var olan nedenler dışında; çalışan gerçek anlamda şirketinden memnun olmadığı içinde paylaşım yapmayabilir. Kimse memnun olmadığı bir şeyi tavsiye etmez.
Zorunlu Marka Elçiliğinin Görünmeyen Riskleri
Bazı şirketler çalışanlarının belli içerikleri sosyal medya hesaplarında paylaşmalarını bekliyorlar. Zorunlu tutulan paylaşımların yarardan çok zarar olabileceğini düşünmekte fayda var. Çünkü bazı kişiler samimiyet içermeyen paylaşımları anında anlayabiliyorlar. Çalışan yaptığı paylaşımda kendi deneyimini yansıtmıyor. Yapmış olduğu paylaşımı sadece bir ‘’görev’’ olarak görüyor.
Görev olarak görmesi de çalışanın üzerinde muhtemelen bir baskı oluşturacaktır. Oluşan bu baskı da çalışan bağlılığını olumsuz etkileyecektir.
İşveren markasının güçlü olması için; çalışanın gönüllü olarak yaşadığı deneyimleri aktarması gerekmektedir.
Güven Kültürü Çalışan Görünürlüğünü Nasıl Etkiliyor?
İşveren markası dediğimizde, temelinde güven yer almalıdır. Psikolojik olarak güven ortamında çalışan kişiler;
- Deneyimlerini paylaşmaktan kaçınmazlar,
- Fikirlerini çok daha rahat ifade ederler,
- Başarılarını paylaşır ve kurumunu baskı olmadan tavsiye eder,
- Sosyal medya hesaplarında kendi rızasıyla kurumla alakalı paylaşım yaparlar.
Kendini değerli hisseden çalışan ‘’görev’’ olduğu için değil, içinde ‘’istek’’ olduğu için sessiz kalmaz.
Gönüllü Paylaşımı Teşvik Eden İşveren Markası Uygulamaları
Çalışanların paylaşım yapmayı istemeleri için; onlara deneyimlerini iyileştirmek gerekir. Yani çalışana ödülden çok deneyim kazandırmak gerekmektedir.
Çalışana bu deneyimleri kazandırmak için;
- Çalışanların fikirlerini açıkça beyan edecekleri ortam oluşturmak,
- Ast - üst iletişiminin şeffaf bir biçimde kurulmasını sağlamak,
- Çalışanların geri bildirimlerini dikkate almak,
- Çalışan hikayelerine yer vermek,
- Eğitim, gelişim ve kariyer yönetimini desteklemek,
- Çalışanları içerik üretme konusunda özgür bırakmak.
yeterli olacaktır.
Sonuç olarak; çalışan kendini değerli hissettiğinde, şirketin başarısını kendi başarısı olarak görecektir. Güçlü ve ses getirecek bir işveren markası için bu oldukça yeterlidir.