İşveren Markanız Doğru Adayı Kaçırıyor Olabilir
İşveren markasında asıl soru, daha çok kişiye ulaşmak değil, doğru kişiye ulaşmaktır. Bu yazıda, herkese hitap etmeye çalışan işveren markalarının neden riskli olduğu ve yanlış hedef kitlenin şirkete nasıl bir maliyet yarattığı ele alınacaktır.
İşveren Markasında Hedef Kitle Kimdir ve Neden Netleştirilmelidir?
İşveren markası; istihdamın sunduğu işlevsel, ekonomik ve psikolojik faydalar bütünü olarak ele alınır. Dolayısıyla işveren markası yalnızca dışarıya hoş görünmek değil, belirli bir çalışma deneyimini temsil etmektir. Şirketin sunduğu çalışma deneyimini, kültürünü ve beklentilerini doğru aday kitlesine anlatmalıdır. Bu nedenle hedef kitle; şirketin kültüründe başarılı olabilecek, rolün gerektirdiği yetkinliklere sahip, çalışma biçimiyle organizasyonun beklentileri örtüşen adaylardır.
Netleşen işveren markaları daha güçlüdür çünkü adayın zihnindeki belirsizliği azaltır ve şirketin ne sunduğunu daha anlaşılır hâle getirir. Aday, şirketin kültürünü, beklentilerini ve çalışma biçimini net gördüğünde karar sürecini daha sağlıklı ve hızlı yürütür.
“Herkese Uygun Şirket” Algısı Neden Risklidir?
Bu söylem ilk bakışta kapsayıcı görünür; ancak işveren markası açısından riskli bir mesajdır. Çünkü her şirketin çalışma temposu, karar alma biçimi, yönetim kültürü, performans beklentisi ve çalışan profili farklıdır.
Bu algının en önemli riski, şirketin gerçekte kendisine uygun olmayan adayları da çekmesidir. Şirket kendisini fazla genel, aşırı olumlu ya da olduğundan daha cazip gösteren bir dille anlatırsa aday, işin ve kurumun gerçek koşullarını doğru değerlendiremez. Bu durum, adayın beklentileri ile işe başladıktan sonra karşılaştığı gerçeklik arasında fark oluşmasına neden olur.
Yanlış Aday Çekmenin Görünmeyen Maliyeti
Bu maliyet yalnızca ilan yayımlama, mülakat yürütme veya işe giriş işlemlerinden oluşmaz. İnsan kaynakları ekibinin harcadığı zaman, yöneticilerin değerlendirme yükü, eğitim ve oryantasyon süreci, verimlilik kaybı, ekip içi iş akışının yavaşlaması ve erken ayrılık riski bu maliyetin başlıca unsurlarıdır. SHRM verilerine göre bir çalışanın ayrılması durumunda doğrudan ikame maliyetleri, çalışanın yıllık maaşının %50–60’ına kadar çıkabilmektedir. Toplam çalışan devri maliyeti ise yıllık maaşın %90–200’üne ulaşabilmektedir.
Doğru Aday – Doğru Şirket Uyumu Nasıl Kurulur?
Bu uyumun kurulabilmesi için şirketin önce kendi gerçekliğini netleştirmesi gerekir. Çalışma temposu, karar alma biçimi, yöneticilik yaklaşımı, performans beklentisi ve iletişim kültürü açık biçimde tanımlanmalıdır. Aday tarafında ise yalnızca geçmiş deneyim ve beceri seti değerlendirilmemelidir. Adayın nasıl çalıştığı, nasıl karar verdiği, hangi ortamda daha iyi performans gösterdiği ve hangi beklentilerle şirkete katılmak istediği de analiz edilmelidir. Araştırmalar, adayların da iş seçimi sürecinde organizasyonla algıladıkları uyumu dikkate aldığını gösterir.
Mülakatlar yalnızca bilgi ve tecrübe ölçmeye odaklanırsa uyum eksik kalır. Davranış bazlı sorular, vaka çalışmaları, rolün günlük gerçekliğini gösteren örnekler ve ekip beklentilerini açıklayan görüşmeler sürece dahil edilmelidir.
İşe Alım Sonrası Hayal Kırıklıkları Neden Artıyor?
İşe alım sonrası hayal kırıklıkları çoğunlukla çalışanın işe başladıktan sonra karşılaştığı gerçeklik ile işe başlamadan önce zihninde oluşan beklenti arasındaki farktan kaynaklanır. Bu nedenle sorun çoğu zaman çalışanın yetkin olmaması değildir. Sorun, çalışanın işe yanlış bir beklentiyle başlamasıdır.
Bu noktada Realistic Job Preview yaklaşımı önemlidir. Gerçekçi iş ön izlemesi, adaya yalnızca rolün olumlu taraflarını değil; işin zorluklarını, beklenti düzeyini, çalışma temposunu ve günlük gerçekliğini de göstermeyi amaçlar. Araştırmalar, gerçekçi iş ön izlemelerinin çalışan devrini azaltma, iş tatminini artırma ve organizasyonel bağlılığı güçlendirme gibi sonuçlarla ilişkilendirildiğini belirtir.
Hayal kırıklığını artıran diğer unsur, psikolojik sözleşmenin bozulmasıdır. Psikolojik sözleşme, çalışanın işverenden yazılı olmayan beklentilerini ifade eder. Çalışan, işe başlamadan önce kendisine ima edilen çalışma koşullarının karşılanmadığını düşünürse güven kaybı yaşar. Bu durum, ayrılma niyetini artırabilir.
Hedef Kitleyi Doğru Belirlemek İçin Neler Yapılmalı?
Uzun ve genel tanımlar yerine doğru sorulara odaklanmak gerekir.
Bu nedenle şu sorular kritik hâle gelir:
• Hangi çalışma tarzına sahip kişiler bu şirkette başarılı olur?
• Adayın motivasyonu şirketin sunduklarıyla örtüşüyor mu?
• Şirketin temposu, yönetim tarzı ve çalışma kültürü hangi adaylara uygun?
• Bu gerçekler hangi adayları çeker, hangi adayları doğal olarak dışarıda bırakır?
Bu soruların cevabı, hedef kitleyi soyut bir “ideal aday” tanımından çıkarır. Daha gerçekçi, ölçülebilir ve işe alım sürecinde kullanılabilir bir aday profili oluşturur. Böylece işveren markası herkese aynı anda konuşmaya çalışmaz; şirket için gerçekten uygun olan adaylara daha net bir mesaj verir.
Kaynakça
https://hoaqtkd.com/wp-content/uploads/2021/12/the-employer-brand.pdf?utm_source=
https://leeds-faculty.colorado.edu/dahe7472/kristoff1996.pdf?utm_source=
https://www.studocu.vn/vn/document/truong-dai-hoc-ngoai-thuong/kinh-te-luong/conceptualizing-and-researching-employer-branding/34813282?utm_source=
https://www.shrm.org/content/dam/en/shrm/topics-tools/news/Retaining-Talent.pdf?utm_source=