Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisinin Koşulları

Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisinin Koşulları

Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisinin Koşulları

Genel anlamda asıl işveren ve alt işveren iş hukukunda önem arz eden konuların başında gelmektedir. Konumuza başlamadan önce asıl işveren-alt işveren kavramlarının ne olduğunu bilmekte yarar var.

İş Kanunu’nun 2. Maddesinin 6. Fıkrasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin tanımı verilerek ikisinin arasındaki ilişkiyi daha iyi kavramamız için gerekli koşullar düzenlenmiştir. 2. madde hükmüne göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”

Bu tanımla yola çıkarak Asıl işveren ve Alt İşveren kelimelerini detaylı olarak inceleyelim.

Asıl İşveren: 4857 İş Kanunu’na göre “işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işleri diğer işverene veren, asıl işte kendisi de işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da anlayabileceğimiz gibi bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştırması asıl işveren için yeterlidir.

İş Kanunu’na göre Bakanlık ve adi ortaklıklarda işveren olarak sayılabilir. Burada asıl işverenin dikkat etmesi gereken nokta işin tanımını alt işverene vermemesi ve işin küçük bir bölümünü de olsa kendisi yapıyor olmasıdır.

Alt İşveren: Uygulamada Taşeron olarak da bilinen, iş hukukunun en çok gündeme gelen ve sendikalar tarafından sürekli tartışılan bir konu olan Alt işverenin 4857 İş Kanunu’na göre bir tanımı yapılmamıştır. Bunun için 2. Maddesinin 6. Fıkrasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin tanımı verilmiştir.

Bu tanıma ve düzenlemelere dayanarak alt işveren; asıl işverenden işi alan ve işi sadece sorumlu olduğu bölümdeki işçilere yaptıran ve asıl işverenden tamamen bağımsız olan kişi olarak tanımlayabiliriz. Önemli olan husus ise alt işveren, asıl işverenden aldığı işçiler için iş sözleşmesini yapmasıdır. İş sözleşmesi yapılan işçilerin gerçek kişi olması da bir diğer önemli detaydır. Alt işveren, asıl işveren de olduğu gibi gerçek veya tüzel kişi ya da kurum ve kuruluşta olabilir.

Asıl işveren- Alt İşveren ilişkisinin kurulabilmesi için bazı koşullar söz konusudur. Bu koşulları sıralayacak olursak;

  • İşyerinde işçi çalıştıran asıl işverenin varlığı: Asıl işveren kavramında da bahsettiğimiz gibi asıl işveren işin bütününü alt işverene vermemelidir. Bu sebeple anahtar teslim olan işlerde ve bir işin ihale yoluyla başka bir işverene verilmesi durumunda asıl işverenin işçisi o iş için çalışmadığından alt işverenlik ilişkisi olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında verilen bilgiye göre “…işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.” görüşündedir.
  • İşin asıl işverene ait işyerinde yapılması: Alt işveren çalışanlarını asıl işverenin işyerinde çalıştırmak zorundadır. Burada önemli olan nokta “asıl işverenin işyeri” kavramıdır. Bu kavramla söylenilen asıl işverenin fiziksel anlamda olan işyeri değildir. Bu kavram işyerinin coğrafi sınırları içerisinde yer alması değil, işin o işyerine ait olmasıdır. Yani alt işverene verilen iş niteliği gereği işyeri dışında yerine getirilmesi gereken bir iş ise alt işverenlik ilişkisi oluşacaktır. Örneğin işyerinde üretilen malların kendi araçları ile teslim edilecek yere nakledilmesi, termik santrallere kömür taşınması vb. gibi unsurlar asıl işveren-alt işveren ilişkisi oluşturur.
  • İşin işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin olması: İşveren işçilerini, asıl işverenin işyerinde yapılan mal ve hizmet üretimine ait yardımcı işlerde veya asıl işin bütününde değil bir bölümünde çalıştırmalıdır. Bundan dolayı işveren işçilerini, asıl işverenin yerinde hizmete uygun olamayan bir işte çalıştırıyorsa, bu tür ilişki etik olmaz.   
  • İşin işletmenin ve asıl işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmesi: Kanundan yola çıkarılan bu koşul hem kafa karıştırmış hem de fazlaca eleştirilmiştir. Aslında anlatılmak istenen nokta, alt işverenin zorunlu olmaması ile birlikte asıl iş için bir bölümünün verilmesinde verilen bölümün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunlu hale getirilmiştir.
  • İşçilerin sadece Asıl işverenin iş yerinde çalıştırılması: Alt işveren sorumluluğunu aldığı iş için görevlendirdiği işçilerini, yalnızca verilen iş için ve asıl işverenin işyerinde yerine getirmek için istihdam etmelidir.

Sonuç olarak Asıl İşveren-Alt İşveren ilişkisinden doğacak herhangi bir aksilikten asıl işveren gibi alt işveren de sorumludur. Herhangi bir neden dolayı zarara uğrayan işçi ise asıl veya alt işverene başvurup zararının giderilmesini isteyebilir.